17 AĞUSTOS 1999 | BİR DAHA YAŞAMAMAK İÇİN

Türkiye’nin yakın tarihinde derin yaralar bırakan 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi, aradan geçen yıllara rağmen hafızalardaki tazeliğini korumaktadır. O gün on binlerce yurttaşımızı kaybettik, yüzbinlerce insanımız evsiz kaldı. Üzerinden 26 yıl geçti, ancak 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremler gösterdi ki, bu süreçte ne yazık ki afetlere karşı dirençli bir ülke olma yolunda yeterli mesafe katedemedik.
Türkiye’nin yakın tarihinde derin yaralar bırakan 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi, aradan geçen yıllara rağmen hafızalardaki tazeliğini korumaktadır. O gün on binlerce yurttaşımızı kaybettik, yüzbinlerce insanımız evsiz kaldı. Üzerinden 26 yıl geçti, ancak 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremler gösterdi ki, bu süreçte ne yazık ki afetlere karşı dirençli bir ülke olma yolunda yeterli mesafe katedemedik.
2023 depremlerinde 11 ili etkileyen büyük yıkımın ardından milyonlarca yurttaşımız barınma ve yaşam hakkı için mücadele etmek zorunda kaldı. Bu tablo, yalnızca depremlere değil; iklim krizinin tetiklediği sel, yangın, kuraklık ve su kıtlığı gibi çok boyutlu afet risklerine karşı da hazırlıksız olduğumuzu ortaya koymaktadır. Özellikle bu yıl boyunca yaşanan yangınlar, afet yönetiminin dar bir bakışla değil, bütüncül bir planlama anlayışıyla ele alınmasının zorunlu olduğunu göstermektedir.
Kentlerimizde afet sonrası en kritik ihtiyacımız olan toplanma alanları, geniş yeşil alanlar ve tarım arazileri hâlâ plansız imar kararları ile yok edilmektedir. Rant uğruna kentlerin nefes aldığı boşlukların kaybedilmesi, geleceğimizi daha kırılgan hale getirmektedir. Oysa kamusal açık alanların korunması ve artırılması, yalnızca afet anında değil, aynı zamanda iklim değişikliğiyle mücadelede de yaşamsal bir gerekliliktir.
Bugün gündemde olan Maden Yasası değişiklikleri de benzer bir tehlikeyi gözler önüne sermektedir. Tarım alanlarının, meraların, zeytinliklerin ve ormanların madencilik faaliyetlerine açılması; doğal varlıklarımızı geri dönüşsüz biçimde yok edeceği gibi, afet risklerini de artıracaktır. Yerleşim alanlarına yakın bölgelerde yürütülen madencilik faaliyetleri, deprem, sel ve heyelan gibi afetlerde büyük tehlike yaratmakta; ekosistem tahribatı yoluyla su ve gıda güvenliğimizi tehdit etmektedir. Bu yasa, toplum yararına değil, ekonomik çıkarlara dayalı kararların, halkın can güvenliğini hiçe sayarak nasıl uygulanmaya çalışıldığının somut bir göstergesidir.
Peyzaj Mimarlığı mesleği, afetlere karşı güvenli ve dirençli yaşam alanları oluşturmak için vazgeçilmezdir. Ekolojik sistemleri gözeten, sosyal faydayı önceleyen ve ekonomik açıdan sürdürülebilir ve doğa tabanlı çözümler üreten peyzaj planlamaları, afet yönetiminin temel taşlarından biri olmalıdır. Bir daha benzer kayıpların yaşanmaması için her zaman göreve hazır olduğumuzu yeniden tüm kamuoyuna bildiririz.
TMMOB Peyzaj Mimarları Odası
16. Dönem Yönetim Kurulu
Okunma Sayısı: 79
En Çok Okunanlar
-
MESLEKİ DENETİM UYGULAMASI /2007 Okunma Sayısı:41408
-
PEYZAJ MİMARLIĞI HİZMETLERİ EN AZ BEDEL HESABI, ARTIK ODAMIZ OTOMASYON SİSTEMİ ÜZERİNDEN ÜYELERİMİZİN HİZMETİNE AÇILDI /2010 Okunma Sayısı:40280
-
SÖZLEŞME ÖRNEKLERİ /2007 Okunma Sayısı:37425
-
BÜRO TESCİL BELGESİ (BTB) ALMA KOŞULLARI /2007 Okunma Sayısı:36663
-
MESLEKİ TANINIRLIĞIMIZDAKİ EN ÖNEMLİ ADIM /2006 Okunma Sayısı:34592
-
KAMU İHALE KURUMU HÜKÜMLERİ GEREĞİ İŞ BİTİRME BELGESİ İLE İLGİLİ BİLGİLENDİRME /2008 Okunma Sayısı:34128
-
SÖZLEŞMELİ/ÜCRETLİ PEYZAJ MİMARI ASGARİ ÜCRETLERİ /2011 Okunma Sayısı:32676
-
KEŞİF-METRAJ VE İHALE DOSYASI HAZIRLANMASI /2009 Okunma Sayısı:30529
-
Plansız Alanlar Imar Yönetmeliği /2006 Okunma Sayısı:22769
-
6831 Sayılı Orman Kanunu /2006 Okunma Sayısı:22553